ÇOCUK SPERMDE DURDUĞU GİBİ DURMAZ

Albert Camus, “Bir tutku cinayetleri vardır, bir de mantık cinayetleri” diye baÅŸlar BaÅŸkaldıran İnsan’a. Bir kitabın adı da, ilk cümlesi de böyle müthiÅŸ olunca ister istemez baÅŸucu kitabı olarak yastığının altına koyar onu insan, ben diyeyim on beÅŸ yıl, siz deyin yirmi yıl başının altından eksik etmez. Namlu gibidir bazı kitaptar. ÅžakaÄŸa yakışır.

Geçen hafta, tam da BaÅŸkaldıran İnsan’a belki ellinci kez göz atarken, üstelik geleceÄŸin mümkün olmadığını bildiÄŸim için müziÄŸin de geçmiÅŸine dönüp Joy Division dinlemeye yeltenmiÅŸken seviverdim BaÅŸak’ı. İnsan asla nedensiz sevmez, nedenini bilmeden sever, o ayrı. Annesinin boÄŸazını kesen bir kıza duyduÄŸum bu yakın hissiyat ürküttü beni. Ne mantık, ne tutku cinayetiydi bu. Camus’nün formülüne uymuyordu yani. Sevginin ille de nedeni olduÄŸunu bildiÄŸimden, durup dururken niye sevdim ki ben bu kızı deyip kendimi kurcalamaya baÅŸladım. ÇocukluÄŸuma inmedim tabii.. Çünkü çocukluÄŸa inmek, üçkağı&cced il;ı psikologların uydurduÄŸu bir yöntem. Bugüne dönmek bile lüks bizim için, o tırışka çocuklukta ne iÅŸimiz var?

Bu kız aslında lanetliydi. Bir insanı öldüren herkes katildir ama annesini öldüren bir genç kız, sadece katil olmaz, lanetli bir şıllık olur aynı zamanda. Çünkü aile içi cinayetlere göz atıp bilimsel bir tasnifleme yöntemi uygularsak, kabak gibi ortaya çıkar bu lanet meselesi. Bir kere, babanın çocuÄŸu öldürmesi elbette kötü ama ürkütüc&uu ml; deÄŸil bizim toplumumuzda. Özellikle öldürülen kız çocuÄŸuysa illa ki bir namus meselesi iÅŸin içine karışmıştır, adam namusunu temizlemiÅŸtir bir anlamda. Cinayet sözcüÄŸün& uuml; mecazi anlamda “temizlik”le eÅŸleÅŸtiren baÅŸka bir dil var mıdır dünyada, bilmiyorum. Sanmıyorum ama!

AÄŸabeyin ya da erkek kardeÅŸin bir kızı öldürmesi de ilginç deÄŸil. Alışıldık bir ÅŸey. İçimize içten içe yerleÅŸen namustu, töreydi, ıvırdı, zıvırdı gibi kavramların etkisiyle inceden inceye taktir bile edilir öldüren ÅŸahıs. Annenin çocuÄŸunu öldürmesi ise daha çok cinnetle iliÅŸkilidir. Kolay kolay hiçbir anne çocuÄŸunu öldüremez; cinnet geçirirse saplar bıçağı, o ayrı. En pis olanı, çocuÄŸun anne babasını öldürmesidir. Sadece cinayet deÄŸil, cinayetle karışık ihanet de vardır ortada. Sen besle, büyüt, dokuz ay karnında taşı, saçını süpürge et, sonra da nankör evlat deÅŸsin seni! Babayı öldürmekte vicdanen hafifletici sebepler bulunabilir belki. Baba, aile içinde iktidarı temsil eder çünkü. Bir de cinayeti iÅŸleyen kızıysa, toplum vicdanı öküz altında buzağı arar haliyle. Bir kız babasını niye öldürsün ki? Adam kimbilir ÅŸiddet mi uyguluyordu, sapıktı da taciz mi ediyordu, kız neler çekti de elini kana buladı kimbilir ÅŸeklindeki sorular bilinçaltında dolanır durur.

Bilinçaltında ne kadar çok soru dolaşırsa, suç o kadar hafifler; bu yasaları etkilemez ama toplumsal suç psikolojisiyle ilgilidir. Cezayı veren hakim de toplumun bir parçası olduÄŸuna göre, sonuçta bu bilinçaltı süreci sadece toplumsal deÄŸildir, bal gibi de yasaldır. (İlk söylediÄŸim ÅŸeyi bir sonraki cümlede nasıl çürütt&u uml;m ama!)

Baba meselesi böyle de, asıl sakat durum anneyi öldürmek! Anne de din gibi, demokrasi gibi kutsal bir kavram. Sadece cinayet iÅŸlemiyorsun, sadece ihanet de etmiyorsun, kutsal bir kavrama saldırıyorsun. Annenin ayağının altında cennet olduÄŸunu göre, bir bıçak darbesiyle öte dünyadaki hurmalarla hurilerle dolu yeÅŸil alanları da darmadağın ediyorsun. Kimi kaynaklara göre dokuz ay, kimi kaynaklara göre de dokuz ay on gün olan, günümüzde sezaryan modasından dolayı doktorun iÅŸ durumuna, ameliyathanenin ne zaman boÅŸ olduÄŸuna baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸen bu karında taşıma süresi anneyi diÄŸer tüm insanlardan farklı bir konuma getiriyor doÄŸal olarak. Anne katili de o yüzden hem katil hem lanetli biri olup çıkıyor. Sen git, içinden çıktığın bünyeyi yok et. Akıl alacak ÅŸey deÄŸil bu!

Öyleyse niye sevdim BaÅŸak’ı? Anlatayım. BaÅŸak sadece katil deÄŸil, aynı zamanda da kurban. Onu da, ailesini de tanımam ama kurban (ya da katil) yetiÅŸtiren, çocuklarını kurban olmakla katil olmak arasındaki ince sınırına getirip bırakan öyle çok aile var ki… Kötü aileler mi bunlar? Hayır. Aksine, fazlasıyla iyi aileler. Ya bilimadamları ya da sanatçılar. Bilim de, sanat da adanmayı gerektirdiÄŸi için, hayatlarını bu alanlara adamış deÄŸerli insanlar hepsi de. Bu yüzden gündelik hayatla çok fazla baÄŸları yok, hayatın sıradan akışının çok fazla içinde deÄŸiller. Peki çocuk dediÄŸin nedir? Sabahlara kadar aÄŸlayan, günde üç beÅŸ kez patır patır bezini dolduran, sürekli ilgi bekleyen bir ÅŸeydir en azından. Gündelik hayatın sıradan akışı var ya, onun bir parçası, hem de zahmetli bir parçasıdır. Ne annesinin bilimselliÄŸinden anlar ne babasının bohemliÄŸinden. Öylesine bencil bir ÅŸeydir iÅŸte çocuk dediÄŸin.

NeymiÅŸ; dokuz ay karnında taşımak yetmiyormuÅŸ. Sonra da sırtında taşıman gerekiyormuÅŸ. Kariyer de yaparım çocuk da sözü, sadece ÅŸarkı sözüymüÅŸ. RTE’a uyup “Allah rızkını verir” deyip de üçer üçer fırlattırıp sokaÄŸa atmakla, rızkını kendin verip, hem de bol bol verip sokaÄŸa atmak arasında fark yokmuÅŸ. Can boÄŸazdan gelirmiÅŸ ama boÄŸazdan da gidebilirmiÅŸ, kanlı ya da kansız olarak…

Evet, içki ÅŸiÅŸede durduÄŸu gibi durmaz ama unutmamak lazım ki çocuk da spermde durduÄŸu gibi durmaz.


posted by: :(:(:(::( (reply)
post date: 04.20.08 (9:04 am)

harfler düzenlesene birde



posted by: vitamin (reply)
post date: 04.20.08 (11:00 pm)

haklısın ibrçok arkadaştan bu şikayet geliyor.sağa tiklayip "kodlama" ordan "tumu" ve "unicode" yaparsan cillop gibi gözüküyor :D

Your Name:


Your Comment: