Davulda Çalsan zurnada bana sökmez
Geçen gün beyin cimnastiği yaparken aklıma bir mevzu takıldı. Bu NBA takımlarının isimlerinin manaları, bir memleketin topyekün hayata bakışının göstergesi olarak addedilebilir miydi?
Böyle sualler soracaksın kendine.
Neyse, düşündüm, olabilir dedim. Misal, Supersonics takımının ismi, topçularının yüksek süratte pır pır uçmalarından gelmiyordu elbet. Neticede bu takımın da hücum etme süresi yirmidört saniye değil miydi? Schrempf gibi, turnikelerini ağır çekimde izleyince uykun gelen adamın bu takımda işi olur muydu?
Demek ki kazın ayağı öyle değildi. Süpersonik ismi, Seattle şehrindeki Boeing fabrikalarından geliyordu.
Şu düşünceye bak! Adam ürünü sembole dönüştürmüş ama kıyın kıyın da reklamını yapıyor.
Detroit Pistons'daki, Houston Rockets'deki ambiyans da farklı değil.
Charlotte ne oluyor diyeceksin; deme.
Utah Jazz'ı da şimdi karıştırma, hikayesi başka onun.
Burada bahsettiğim reklam, bir ürünün değil, ürünler, kavramlar ve olgular yelpazesinden oluşan bir hayat anlayışının reklamı. İşte Amerika bu.
Avrupa ve biz ne yapıyoruz? Takımların isminin önüne her yıl başka bir sıponsorunkini ekleyip halt yediğimizi sanırken, işin ruhunu kaybediyoruz. Kaybettiğin ruhu da babana bile satamazsın. Amerika dinamiktir, Avrupa statiktir deyince, bu demek işte o.
Bizim de ligimizde, Ankara Seymenleri, Antalya Turist Kazıklayıcıları, Bursa Uludağcıları, Adana Kebapçıları, İstanbul Kapkaççıları, İzmit Depremcileri gibi takımları göreceğimiz zamanlar gelecektir elbet.
02.03.06 (1:56 pm) [
edit]
0
Comments