hesap kitap işLeri..
Sandı ki unutur beni. Yada “ bak sen kabul etmedin, beni benim seni sevdiğim gibi seven bir erkek var, ona verdim kalbimi” dese kırar “onun olmayan kalbimi.” Kırmadı .
Çünkü bitmişti.
Önceki akşam çıktı geldi. “hala aynı yerdeyim” dedi. “bıraktığın gibi..”
Bu ilişki değiştirmemişti.unutturmamıştı sevileni. Sandığı intikamı aldıramamıştı.
Çünkü öfkesi bana değil, beni kazanamadığı kendisineydi. Biliyorum sevmişti. Belki en çok o sevmişti… ama aşk oyununun kuralı; terazinin bir kefesi hep ağır gelecek.
Hangimiz eşit sevdik? Birimiz hep daha fazla aşıktık. Birimiz hep daha önce geldik, yada önce gittik yada hayatımızı adadık ona.
O istemedi, biz verdik. Verdikçe sevdik, ondan beklemeden. İstemedikçe düştük üstüne. Adına da “aşk” dedik. Hatta “seni seviyorum” dedik.
Belki sonra anladık sevgi bu değildi…
İstemeden vermek, sadece vereni bağlardı. Ama kalbe gelsin de birisi bunu anlatsın.
Anlatamadım bende.. ne 6 ay önce ne de şimdi..
Önceki akşam geçen 6 ayın hatırına yemek yendi, içki içildi… arada bir el yoklandı, el yetmedi omzumu yokladı “başımı koyabilir miyim?” dercesine…
“acaba oda benim kaldığım yerde mi?” umuduyla gece bitti.
Değildi…
Olmayacaktı da.. çünkü karşısında verdikleri için onu suçlayan biri vardı. Senin için neler yaptım.. deyip hesabı ödemesini isteyen.
İnsan birini severken onu kendisi için sevmeli. Onun için değil ki. Yeri gelir hayatımızı bile karartırız onun için. Yeri gelir annemizi babamızı sallamaz, en sevdiklerimizi bize en ihtiyaçları olduğu zamanda yalnız bırakır ona koşarız.
Hatta dünya onun etrafında döner bizim için.
Aldığımız soluktan bile onu sorumlu tutarız.
Yanlışın katmerlisini de burda yaparız.
Kimse bizden sevmemizi istemez. Biz severiz.
Kimse bizden hayatımızı karartmamızı istemez ki biz ederiz.
Kimse bizden 6 ay öncesinde kalmamızı istemez ki biz yine kalırız.
“keşke bitmeseydi.. Güzeldi” diyebilirim belki.
Peki hesabı yine seven mi ödemeli?







