:)
01.30.06 (2:23 pm) [
edit]
0
Comments
turk
Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler.
Içenler,
sigaralarini çakmak ya da kibritle yakarlar.
Ve bunlarin bir kismi da kanserden ölür.
Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalisan hiçbir
isçinin, sigarasini yakmak amaciyla 600 tonluk pres makinesinin
arasindan emekleyerek geçip 2450 santigrad
sicakligindaki firina ulasmaya çalisirken can verdigi görülmemistir.
Türkiye'de görülmüstür.
Karabük'te..................................
Bütün dünyada hasarat,özellikle sivrisinek vardir, buralarda da sinek
ilaci kullanilir. Ama, sivrisinek yutup da midesine kaçan sinegi
öldürmek üzere agzina Shelltox sikmak suretiyle zehirlenip
ölen, Türkiye'dedir.
Istanbul, Sultanbeyli........................ .
Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tiras olurlar ama,
hiçbir
berber, rahatlatmak amaciyla müsterinin kafasini saga sola kanirtirken
adamin boynunu kirip onu öldürmemistir. Türkiye'de öldürmüstür.
Erzurum'da.....................................
Örnegin, bir bankamatikten para çekmek için dügmeye bastiginizda
elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz ... Türkiye'de ölürsünüz.
Bozcaada ....................................
Örnegin, hiçbir yerde, otoyolda giderken radyoda duydugu göbek havasi
esliginde göbek atmak için arabayi 'sag seride çeken' ve az sonra da
arkadan gelen arabanin çarpmasi sonucu ölen bilinmez.
Türkiye'de bilinir.
Adapazari. ....................................
Nüfus sayim günü sokaga çikma yasagi nedeniyle bombos otoyolda
(Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sey yoktur ve olamaz)
sayim görevlisi
'bariyerlere' çarpip ölmez.
Burada ölür. Gebze. ...........................
Ayni isyerinde biri gece, biri de gündüz vardiyasinda çalismakta olan
ve
her ikisi de 'mobilet' kullanan bir baba-ogul, birisi isten çikip eve
gider, öteki evden ise gelirken bir
kavsakta karsilasmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini
kaldirinca çarpisip her ikisi de ölmezler.
Konya. ........................................
Marangoz atölyesinde çalisan isçiler paydosta üzerlerindeki talaslari
temizlemek için birbirlerine 'kompresör'
tutarlarken, biri ötekine saka yapmak için kompresörü onun arkasina
yöneltmez, öteki de 'saka öyle olmaz böyle olur' diye ayni kompresörü
alip berikinin makadina sokmaz ve adam bagirsaklari
patlayarak
ölmez.
Istanbul, Ayazaga. ....................................
Gemi mühendisi kazani kontrol etmek için kazana girdiginde biri gelip
kazanin kapagini kapatmaz ve sonra da gemi yola çikmaz.
Kocaeli, Dilovasi. .................................
Bir adam ayakkabisinin içine kaçan tastan kurtulmak için elektrik
diregine yaslanip ayakkabisini çikarip
silkelediginde, yoldan geçen bir baskasi onu elektrik çarptigini
sanmaz ve elektrikle baglantisini kesmek amaciyla kafasina kürekle vurarak onu öldürmez.
Rize........................................
Çünkü dünyanın hiçbir sehrinde, 'Buralarda bir pideci varmis, ne
tarafta acaba?' sorusuna 'Kiymali mi, peynirli mi?' diye cevap verilmez...
Güler misin, aglar misin
01.30.06 (1:27 pm) [
edit]
0
Comments
inceden bilgisayar atasözleri.
"Ağ alma komşu al.
Orjinal program kullananı dokuz ağdan kovarlar.
Görünen ağ protokol istemez, sakla setupı gelir zamanı.
Avi. gelen yerden mp3 esirgenmez.
Bugünün işini görev zamanlayıcısına bırakma.
Dos kocamış; windowsun maskarası olmuş.
Beleş anti-virüs programı; virüsü türkü çağıra çağıra ararmış.
"Kazaa" yüklüyorum demez.
Hard diski virüs bassa nortona vız gelir.
Sora sora crack bulunur.
Bin gigabyte ın olsa da, bir gigabyteı olana danış.
Ziple yatan rar la kalkar.
İşletim sistemi windows olanın, başı beladan kurtulmaz.
Eceli gelen windows mavi ekrana düşer.
Yazılımsız donanım, donanımsız yazılım olmaz.
Ram sız windows oynamaz.
Sakınan diskte bad sektör çıkar.
Pc ye mac vermişler, hani benim akvaryumum demiş.
Dos işler windows övünür.
Ak anti-virüs kara gün içindir.
Hatasız program olmaz.
Bana işlemcini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
Bir virüse sistem yakma.
Paran çoksa yeni bilgisayardan bıkma, işin yoksa chatten çıkma.
Windows uma söven, linux kullansa bari.
Formatlanmış diskin davası olmaz.
Eski dostan windows olmaz.
Reset te keramet vardır.
Windows unu açık unutanın ziyaretçisi pek olur.
Windows a service pack de yüklesen, windows yine windows tur.
Windows u seven maviye katlanır.
Çökecek windows bilgisayarda durmaz.
Kaspersky nin olmadığı yerde norton a abdurrahman çelebi derler.
Yazıcının şahidi tarayıcı.
Dağ dağa kavuşmaz, bilgisayar bilgisayara kavuşur."
01.23.06 (6:24 am) [
edit]
0
Comments
01.22.06 (5:06 am) [
edit]
0
Comments
abla Kardeş Diyalogları
-biricik ablacım benim dunyanin en guzel ablasi cinimm..
- param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom
- allah cezani vermesin it!
- kalk yemek isit bana hadi kos kos kos firla
- ya bi gun de kendin yap bi isini ya, allahim neydi gunahim
- ne? yarin gece cikmak istemio musun?
- dolma mı tavuk pilav mi?
-ojemi gördünmüü..
- ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın kızım sen ne biliym ben senin ojeni...!
01.21.06 (10:50 am) [
edit]
2
Comments
AkıL!!
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor: Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?
Adam: OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.
*Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl...
01.21.06 (10:42 am) [
edit]
2
Comments
nba davulcusu
01.20.06 (9:57 am) [
edit]
1
Comments
your name in hieroglyphs
hiyeroglif isim yazılır ahan benimki don gibi bişe çıktı :))
http://www.upennmuseum.com/hi...
01.19.06 (12:03 pm) [
edit]
3
Comments
Kadındır o Sıhhiye'de geyik heykeli sandığın senin...
Ben aşk için varım nur tanem.
Bir yamaç paraşütü yüreğim
Babadağ'dan, alman cıvırlara yayılan
Matkap misali gönlüm
Bir kardelen çiçeği namusumnan.
Üç çocuğumuz olsun isterim
Adları, aşk, taşak, yavşak
Ne kadınlardan istedim, vermediler...
01.19.06 (11:15 am) [
edit]
1
Comments
sanatın mına koymuş insan..
nazlı yari porno izlerken buldum.
gül gibi sarardım soldum.
muştayla dövdüm o yari,
komadan komaya soktum.
kırıldı burnu kanlar aktı.
yar mecalsiz yere yattı.
yüce sevdamı anlamadı videoya bir film daha taktı.
Jr. özgen :)
01.18.06 (9:58 am) [
edit]
1
Comments
adım gibi biLmez miyim...
Ben yine geldim kendi kürkçü dükkanıma. Bu sefer uzun sürmüştü ayrılık. Bu kürkçü dükkanında mutlu değildim. Ama sonunda geliyordum işte. Mutluluğu iterek. Bi şeker hastasının çok sevdiği tatlıyı yiyememesi durumu benimki. Bi salaklık var belli, iki yüzündeyiz dertlerin. Ben mutsuzum ama oda mutsuz biliyorum. Hani bazı şarkılar vardır, hüzünlenilmesi gereken. Ben hep o şarkıları buluyorum sanki radyo frekanslarını dolaşırken. Hani hep bi yedek talihli olur ya ama adını kimse bilmez bazen kendi bile, ben sanki biliyorum. Belki aptala malum olur lafındandır ama adım gibi biliyorum. Her zaman yedek talihlinin, “ biz sizi sonra ararız” ların kime dendiğini…
01.18.06 (9:38 am) [
edit]
1
Comments
hesap kitap işLeri..
6 ay önceydi. Bir şeyler ters gidiyordu belliydi. İzmit ten döndüğümd e onu bulamadım. Sonra “keşke başka türlü olsaydı” dedi. Ve ona gitti.
Sandı ki unutur beni. Yada “ bak sen kabul etmedin, beni benim seni sevdiğim gibi seven bir erkek var, ona verdim kalbimi” dese kırar “onun olmayan kalbimi.” Kırmadı .
Çünkü bitmişti.
Önceki akşam çıktı geldi. “hala aynı yerdeyim” dedi. “bıraktığın gibi..”
Bu ilişki değiştirmemişti.unutturmamıştı sevileni. Sandığı intikamı aldıramamıştı.
Çünkü öfkesi bana değil, beni kazanamadığı kendisineydi. Biliyorum sevmişti. Belki en çok o sevmişti… ama aşk oyununun kuralı; terazinin bir kefesi hep ağır gelecek.
Hangimiz eşit sevdik? Birimiz hep daha fazla aşıktık. Birimiz hep daha önce geldik, yada önce gittik yada hayatımızı adadık ona.
O istemedi, biz verdik. Verdikçe sevdik, ondan beklemeden. İstemedikçe düştük üstüne. Adına da “aşk” dedik. Hatta “seni seviyorum” dedik.
Belki sonra anladık sevgi bu değildi…
İstemeden vermek, sadece vereni bağlardı. Ama kalbe gelsin de birisi bunu anlatsın.
Anlatamadım bende.. ne 6 ay önce ne de şimdi..
Önceki akşam geçen 6 ayın hatırına yemek yendi, içki içildi… arada bir el yoklandı, el yetmedi omzumu yokladı “başımı koyabilir miyim?” dercesine…
“acaba oda benim kaldığım yerde mi?” umuduyla gece bitti.
Değildi…
Olmayacaktı da.. çünkü karşısında verdikleri için onu suçlayan biri vardı. Senin için neler yaptım.. deyip hesabı ödemesini isteyen.
İnsan birini severken onu kendisi için sevmeli. Onun için değil ki. Yeri gelir hayatımızı bile karartırız onun için. Yeri gelir annemizi babamızı sallamaz, en sevdiklerimizi bize en ihtiyaçları olduğu zamanda yalnız bırakır ona koşarız.
Hatta dünya onun etrafında döner bizim için.
Aldığımız soluktan bile onu sorumlu tutarız.
Yanlışın katmerlisini de burda yaparız.
Kimse bizden sevmemizi istemez. Biz severiz.
Kimse bizden hayatımızı karartmamızı istemez ki biz ederiz.
Kimse bizden 6 ay öncesinde kalmamızı istemez ki biz yine kalırız.
“keşke bitmeseydi.. Güzeldi” diyebilirim belki.
Peki hesabı yine seven mi ödemeli?
01.17.06 (9:52 am) [
edit]
2
Comments
Mazi buketinden goncalar
Öyle bir dünya kuracağız ki
İçinden sıla tadında türküler geçecek
Marx bile "vay anasını" diyecek
O dünya ki bebeğim;
Yüksek yüksek tepelere ev kuranları
Oylum oylum oyacağız
O dünya ki meleğim;
Karıştıracağız gönlümüzce
Karıştıracağız, kanırtırcasına
Karıştıracağız istediğimiz kadar
Ve burnumuzdan çıkanları
Özgürce masanın üstüne de süreceğiz
Parmaklarımızla yuvarlayıp
Kavramsal sanat yapacağız
...ve atmayacağız bir kenara
Sümüklü bir mendil misali
Saklayacağız, aşkımızın yaşadığı şarkılarda
Bu hijyen öldürdü gülüm aşkımızı
Yeşil sümüklerimle suçluyum, biliyorum
Ama suçum, aşkı istemekse; cezam müebbet olsun
Asın beni, taşaklarımdan
Kesin taşaklarımı, kör testerelerle
Ben aşk için ölürüm nurtanem
01.13.06 (10:39 am) [
edit]
1
Comments
ampul partysieee..
Olayın kahramanları, iki üniversite öğrencisi.
Koyu geyik muhabbetinin döndüğü akşamlardan birinde, bu iki kafadar
bir iddiaya girer.
Delikanlılardan biri, odanın tavanında asılı olan ampulü kendi ağzına
tamamen sığdırabileceğini iddia eder.
Evet yanlış okumadınız, bildiğiniz 100 mumluk ampulü.
Ve sığdırır da.
Ancak bir sorun vardır.
Ampulü ağzından geri çıkaramamaktadır.
Öbür arkadaşı hayret eder, o da evdeki başka bir ampulü ağzına sokar
ve tabi ki o da çıkaramaz.
Bu iki kafadar hastanenin yolunu tutmaya karar verir.
Ağızlarında ampul olduğu halde bir taksiye atlarlar.
Konuşma zorluğu çekerek güç bela taksiciye dertlerini anlatırlar.
Taksici bir taraftan gülme krizi geçirirken bir taraftan da "nasıl
olur abi ya, uğraşsanız çıkar, bir asılın şöyle, şaka mi yapıyonuz ?"
diye söylenmektedir.
Neyse akşamın bir yarısında acile gelirler.
Taksiciyle ayrılırlar, doktorlar çocukları beklemeleri için bir odaya alır.
Veeee aradan 15 dakika geçmeden taksici kapıda görünür, ağzında ampulle.
Amcam çocuklara inanmamış, açık olan bir marketten ampul almış ve
denemiştir !!
Ampul Partisi'nin Türkiye'de neden iktidara geldiği anlaşılmıyor mu?
dilerim çıkarmak için tıbbi müdahale gerekmez.
01.08.06 (7:05 am) [
edit]
6
Comments