Sevmeyi ve sevilmeyi bir türlü doÄŸru dürüst beceremeyen terazi erkekleri içinbaharın artık bizzat gelmesiyle taptaze heyecanlar görünüyor.Dikkat: Mimarlık bölümünde tanışacağınız genç bayanı cep telefonumesajlarınızla yormayın. Bunun yerine manitaya derslerinde yardımcı olmayaçalışın. Eskiz kağıdı, maket bıçağı ucu, yumuÅŸak uçlu kalem, bir pergel bir desilgi filan hediye edin.
Akrep:
Ayın 6'sında karşılaÅŸacağınız bir zorluk (vitesin bire geçmemesi tadında)sizi bir miktar demoralize edebilir. Ama sizin Polyannacı karakteriniz busıkıntıyı çok kısa bir sürede unutmanızı saÄŸlayacak. UÄŸurlu nesneniz, NadideSultan, uÄŸursuz nesneniz ise Zeki Müren olacak...
Yay:
Yaptığı keke pudra ÅŸekeri yerine farketmeden tezgahın üzerindeki gümüÅŸ tepsidebulunan bol miktarda kokaini boca eden yay bakiresi, misafirliÄŸe gelenkomsularının kekleri yemesi sonucu kadınlığa ilk on adımı uçarak atacak.Unutmayın, komÅŸuya karşı yapılan en büyük ayıp kekin kokainsiz tarafındanikram etmektir. UÄŸurlu nesneniz, Ahmet UÄŸurlu, uÄŸurlu göktaşınız ise RehaMuhtar olacak.
OÄŸlak:
OÄŸlak burcu erkeÄŸi ÅŸöyle dönüp geçmiÅŸe doÄŸru bakarsa farkedecek ki yaklaşık3-4 aydır kendi için sıvaz dışında hiçbir ÅŸey yapmamış. Ne var ne yoksa kız arkadaÅŸ olsun,sevgili olsun kendinden bir ÅŸeyler koparıp götürmüÅŸ. GetirdiÄŸi mutsuzluk veyarattığı huzursuzluk ortamı da cabası... Demek ki bu ay oÄŸlak burcunun güzelerkekleri ne yapıyor? Sevgilileri, kız arkadaÅŸları tek tek stand-by'a alıpardından stop'a getiriyoruz. Durmak yok, sıvaza devam
Kova:
Kova burcuna kılım.
Balık:
BaÅŸarısızlıklara adını artık bir kaÅŸe gibi vurmaya alışmış balık burcu erkeÄŸibu ay da hayatlarının aÅŸkını bulduÄŸunu sandığı an kızın telefon numarasınıyanlış not ederek bir baÅŸarısızlığa daha kahredici bir biçimde imzasınıatacak. Bunun yanı sıra eski kız arkadaşından alacağı "Yatakta erkencidir"bröv esini de ayrıyetten kutlarım.
Koç:
Koç burcu bu ay iÅŸyerinden özel izinle ayarladığı bilgisayar sistemini evdekurmaya çalışırken oluÅŸan elektrik kontağı sonucunda yaklaşık üçbinbeÅŸy&uu ml;zdolarlık bir ihmale adını altın harflerle yazacak. Åžimdiden söyleyeyim. Bakın bunun yanı sıra hayatınızda yapacağınız bazı deÄŸiÅŸiklikleri de düzgün yapın. Bu kürede her ÅŸeyi görmekten içimiz kalktı (yanımda manita var da) ÅŸaşıra ÅŸaşıra delirecez sonunda. Yapmayın böyle ÅŸeyler kardeÅŸim.
BoÄŸa:
BoÄŸa burcu gençleri, gençlik olsun diye Kayışdağı’nda beraber yaÅŸamayabaÅŸladığı 12 ev arkadaşının üstün çabaları sonucu kafayı yiyecek. GiriÅŸkapısında sıkıştırılara yavru kedi beli kırması, apartmanın kapısını 24 saat aralıksız açıkbırakan arkadaşı, kullanılmayan klozetin içine -çok afedersiniz- büyük abdestbırakıp üzerine gazete kağıdı kapatan arkadaşı ve balkonda hogain takılıp evisoÄŸuk diye yakmaya çalışan arkadaÅŸları sayesinde sinirden Lost Highway'insonundaki gibi patlayarak yok olmanın eÅŸiÄŸine gelecek. Sabırlar sabır döküleceksiniz.
İkizler:
Bu ay ikizler burcu kızları maddesel dünyayı bırakıp manevi dünyayayageçe cekler. Bu geçiÅŸ kanlı olacak.
Yengeç:
Kendini iÅŸ çevresinde Keyt Mos’un eski manita Pit Dathuri tripleriyle tanıtmış olan genç yengeç, ortamlara girmesiyle ün salmakla kalmayıp, mekanın tabir-i caizse kaymağını yiyecek. Ulan ne varsa nursuzlar yiyiyor. Tipsizler yiyiyor. Biz de tipsiziz, bize neden Babayaro Forever?
Aslan:
İş yaÅŸamında karşılaÅŸtığınız bir takım sıkıntılardan ayın 12'sinde alacağınızStreptomaÄŸm a sayesinde (Ökarbon da olabilir) kurtulacaksınız.
BaÅŸak:
Medyumunuzun gönül gözü son anda aldığı bir kalp yarasınedeniyle geçici körlüÄŸe kavuÅŸmuÅŸtur. Beynimde elektrikler kesildi yazamadım.BaÅŸak diye güzel bi kız var, en fazla ona yazabilirim ehmmsss. Memm-meee!
Küçük yaÅŸta çok düÅŸünmüÅŸ , sıçan yemiÅŸ saçlı çocuklar gibi Önlerinde derme çatma kapkara tahta boya sandıkları gibi Benim bir sevgilim var Sabahleyin kapısının önünü yıkayan kadınlar gibi Kara sürmeli doÄŸmuÅŸ bembeyaz kuzular gibi Benim bir sevgilim var Çifte minare avlusunda hasır sandalyesine çökmüÅŸ, toprak yüzlü ihtiyarların aÄŸzında kıtlama ÅŸeker gibi Benim bir sevgilim var
Alnından beyaz akıtmalı lacivert atlar gibi Han kapılarını demir kelepçelerle tutan kilit taÅŸları gibi Benim bir sevgilim var Kümbetleri bekleyen eski yazılı aÅŸklar gibi Bin yıldır rüzgarlar hâlâ öpememiÅŸ, toz toz uçuyor, kil kırmızı dudaklar gibi Benim bir sevgilim var Mevlamın bir çiçeÄŸi Kakülü yayla çimeni Ne güzeldir bilseniz Sabah zamanı güvercin gerdanı gibi Toprak testide soÄŸuk su gibi durur O bakar, ben susarım Benim bir sevgilim var DüÅŸmeyi bekleyen daÄŸ taÅŸları gibi Çığlıkları boÄŸazında büküp büküp ağıtlara yol verir gibi Ah ah anamın saçları gibi Kara tren yolları gibi Kemik taraklar gibi AkÅŸam üzerleri bakılan kahve telveleri gibi Benim bir sevgilim var Akasyaların söÄŸütlerin istiklal marşı gibi Benim bir sevgilim var Yaz ortasında nemli soÄŸuk, sırtımda Diyarbekir surları gibi Benim bir sevgilim var Makamdan makama canım efendimlerle geçen geceyarısı ÅŸarkıları gibi Benim bir sevgilim var Kıpkırmızı saçları Kızılırmak sazlıkları gibi Benim bir sevgilim var Halden hale giren dumanlar gibi AÄŸzımda baldan tatlı meyveler gibi Benim bir sevgilim var TaÅŸbaskı yemenide eski desenler gibi Sandıklarda uyumuÅŸ eski kokular gibi Yasla gelen kara bir bayram gibi Mezarımı bekleyen taze selviler gibi Kurban kesmiÅŸ kanlı bıçaklar gibi Görenin aklı dağılır Uzak sularda yüzen çok dargın buzlar gibi DaÄŸları eritmiÅŸ mavi dumanlar gibi Benim bir sevgilim var Teri kaya renkli Teni kaynak suları Memeleri maden renkli Durmaz gözyaÅŸlarım siyah kuyu gözlerine inince Benim bir sevgilim var Elleri çayır çimeni gibi yumuÅŸak Koynunda incecik ayva tüyleri Durmaz ellerim nehir boyları gibi baldırlarına inince Eteklerinin etrafı amanın amaaan! Sarı da siyah kandil ışığı gibi Kara da kara yara kabuÄŸu gibi Benim bir sevgilim var Namaz niyaz gibi, anamın duaları gibi DüÅŸüp düÅŸüp topraÄŸa, toprakların içmediÄŸi yaÄŸmurlar gibi İşte benim sevgilim Çivisini bu delirmiÅŸ dilimle ben çakarım Alın siz de asın duvarlarınıza Yatmadan önce okuyup üfleyin, siz de okuyun sevgilinize üç defa Sizin de uykularınıza yükseklerden bir taÅŸ düÅŸsün DeÄŸirmen gibi döne döne yatağınızda düÅŸleriniz delirsin Zehriyle delirmiÅŸ dilim, hayalini yutkuna yutkuna öÄŸütsün Benim bir sevgilim var Karanlığa okunan ezanlar gibi ÇökmüÅŸ mezarlarda kemiklerin içinden kaval üfler gibi geçen rüzgarlar gibi...
Selahattin Duman - Yaratıcılığa ceza değil ödül verin
Lafım hükümet adamlarından eÄŸitim iÅŸlerine bakanlara.. Elinizin altında ÅŸahane bir zanlı örneÄŸi var.. Bilgisayar marifetiyle hiç görülmedik türden bir suç yaratmış.. EÄŸitimde yaratıcılığı ödüllendirmenin tam zamanı..
Baharı soluyoruz.. Penguen’de Metin ÜstündaÄŸ nefis bir bahar yorumu yapmış.. Karikatürüne bakıp bakıp güldüm.. “Avrupa BirliÄŸi’nden yanayım..” deyip Åžanzelize’de kokoreç satma rüyası gören kirli sakallı yiÄŸitlerimizden biri sağından solundan geçen kızlara bakarak yürüyor.. Kızların ayağındaki pantolon düÅŸük belli, göbek açıkta.. Arkadan da donun bel lastiÄŸi görünüyor.. Karikatürdeki adam manzaraya bakıp kendi kendine söyleniyor: “Birinci cemre göbeÄŸe.. İkinci cemre çatala..”
***
Baharın her ÅŸeyi iyi de kiÅŸiye yüklediÄŸi depresyonla baÅŸa çıkmak zor.. Çalışmak istemezsin, iÅŸe gitmek istemezsin, eve girmek istemezsin.. Hele öÄŸrenciysen.. Bütün fikirler toptan bozulur.. İstikbâl kaygısı filan vız gelir adama.. Birden “Battı fishing yan going..” halleri çöker üzerine.. ÖÄŸrenci kısmının en gözü kara zamanları bu zamanlardır..
HINZIRLIK VİRÜSÜ
Milli EÄŸitim’in okul kütüphanelerine kadar giren “hınzırlık virüsü” bu aylarda bünyeyi sarar.. EÄŸitim adamları bu tür öÄŸrenci hınzırlıklarından birini yeni keÅŸfetti.. Ortalık periÅŸan.. Åžey götürüyor.. Kara kara nasıl temizleyeceklerini düÅŸünüyor lar.. İhtimal ki baharın bunalttığı bebelerden biri kendisine yüklenen “Kütüphan edeki kitapları düzenleme” angaryasının hakkını vermiÅŸ.. Hem de tam vermiÅŸ.. Ne mi yapmış.. Lastikli bir dil olan Türkçenin bütün imkânlarını kitap tasnifinde kullanmış.. Kütüphaneye giren kitap ReÅŸat Nuri Güntekin’in “Yaprak Dökümü&rdq uo; ise kayda belden aÅŸağı haliyle girmiÅŸ.. “Yaprak” sözcüÄŸün& uuml;n “p” harfi bütün listelerde yok olmuÅŸ.. Roman ÅŸimdi “Bilmem ne dökümü&rdq uo; adıyla okurunu bekliyor.. Adım gibi eminim.. Yeni haliyle daha fazla ilgi çekmiÅŸtir..
***
EÄŸitim adamları “Bu nasıl bir rezillliktir..” deyip hoplayadursun.. Åžahsen “P” harfi bilerek düÅŸürülm& uuml;ÅŸ “Yaprak” sözcüÄŸü beni o kadar rahatsız etmiyor.. Neden derseniz cevabım var.. “P” harfi düÅŸmüÅŸ “Yaprak” sözcüÄŸü eski Türkçe metinlerde ÅŸimdiki gibi belden aÅŸağı bir mânâ taşımazdı.. “Kargı” veya “Mızrak” sözcüÄŸün& uuml;n tam karşıtıydı.. Nitekim metinlerde de böyle geçer: “İslamın aslanları ellerinde yaprakları (p harfini düÅŸürerek telafuz ediyoruz..) ile kâfirin üzerine hamle ettiler..” Yürü bre ÅŸahbazım.. “P” harfi düÅŸmüÅŸ “Yaprak”ı eline aldın mı sana düÅŸman mı dayanır?
BİTTİ HALDUN..
Bahar azgını öÄŸrencinin pasif direniÅŸi devam ediyor.. Okul kitaplıkları listesinde ne kadar Dostoyevski imzalı eser varsa, yazarın isminden yana tadilata uÄŸramış.. Slav dilinde “oÄŸlu” anlamına gelen “ski” eki kayıtlara Levent Kırca’nın ünlü jet-ski parodisindeki vurguyla girmiÅŸ.. “P” harfi düÅŸmüÅŸ “Yaprak” sözcüÄŸünd en sonra Dostoyevski adındaki “oÄŸlu” eki de aynı mânâya gelmiÅŸ.. Bu ÅŸenaati iÅŸleyen hınzır belli ki bilgisayar cambazı.. EÄŸitimcilerin kütüphane kayıtlarının ortak programını bulmuÅŸ.. Ne kadar iki anlama gelen sözcük veya hece bulduysa, üzerlerinde kafasına göre tadilat yapmış..
***
Bu listelerde kitaplarıyla yer alan İbni Haldun’un başına gelenlere ben de üzüldüm.. “İbn” de tıpkı Slavcadaki “ski” eki gibidir.. Arapçada “oÄŸlu” anlamına gelir.. Yani İbni Haldun imzası görüldüÄŸ& uuml;nde “Haldun’un oÄŸlu” anlaşılır.. Kütüphane listelerini kırmızı noktalı hale getiren o hergele, bu büyük yazarın ön isminde iÅŸlem yapmış.. Kayıtlardaki yeni haline bakılırsa “Haldun” ünlü bir bilim adamı ve yazar deÄŸil sanki seyircinin gadrine uÄŸramış bir futbol hakemi..
BEL UMUMİ..
Bereket versin ki ismi karalanan İbni Haldun, o kitap listelerinde öylece yalnız bırakılmamış.. En azından dertleÅŸebileceÄŸi biri var.. O da ünlü Alman ÅŸairi Heinrich Goethe.. (Göte diye okunur..) O da İslam bilim adamı gibi haksız itham edilenlerden.. “Goethe” sözcüÄŸün& uuml; bir ÅŸeye benzetmek için yapılması lazım gelen tadilatı size elifi elifine anlatmama gerek yok.. Ortalama zekâya sahip her vatandaÅŸ “Goethe” ismini gördüÄŸünd e o benzetmeyi yapar zaten.. “Zaman kötü..” diye baÅŸlayan tekerlemeden tut.. “Döte giren ÅŸemsiye açılmaz..” deyiÅŸine kadar envai laf üretirsin.. Bu hınzır benzetmeden sonra göreyim cesaretini.. YüreÄŸin varsa Faust adlı ÅŸaheserin sahibi Alman yazarın adının yeni haline bak, ondan sonra oku okuyabilirsen.. Gerçekten de “Goethe” ister.. Bartın, Kayseri, Adana, Diyarbakır.. Hangi ilin okul kitaplıklarını açarsanız açın bu tadilatın izleri var.. EÄŸitim adamları olayı keÅŸfetmiÅŸler.. Åžimdi müfettiÅŸlerini memlekete salmış “faili” arıyorlar.. Bulunca ne yapacaklarsa..
***
Tavsiyem bahar aylarında görevlendirilen öÄŸrencilerin listesini tarasınlar.. Zanlı mutlaka “bahar vurgunu” yemiÅŸ bir öÄŸrencidir.. Ancak çocuÄŸu bulduklarında “İbret-i âlem için..” cezası vermeye kalkarlarsa bu kez ben ÅŸarlarım.. Bir kere yaratıcılığı ezmek iyi bir ÅŸey deÄŸildir.. Üstelik ayrıcalık yapmış olurlar.. Bodrum’da denizi kırk metre doldurup doÄŸanın canına okuyan iÅŸ adamına “yılın çevrecisi” ödülün&uum l; veren hükümet adamlarından aynı anlayışı bu meselede de beklerim.. O hergeleyi bulduklarında boynuna “yılın öÄŸrencisi” madalyasını takmalılar ki Hanya’yı Konya’yı anlasın.. “Yılın öÄŸrencisi” ne demek? El cevap: “Türkiye&rsquo ;nin en inek öÄŸrencisi” demek.. Başına bahar vurmuÅŸ hiçbir öÄŸrenci böyle bir muameleyi kaldıramaz.. Bu “ineklik” madalyası da ona bir ders olur..
Dağıyla taşıyla her tarafı Gazanfer Bilge... Bu yazının giriÅŸ cümlesini Karamürsel'in Dereköy Beldesi Belediye BaÅŸkanı Ali Kocabıçak söyledi. Kuvözden musalla taşına her yerde dünya ve olimpiyat ÅŸampiyonu güreÅŸçimiz Gazanfer Bilge'nin izleri var. Kira gelirleriyle bereket bulan cüzdanını hayır iÅŸlerine adamış bu hayır insanı.
Dereköy Beldesi'nde insanlığa yaptığı büyük hizmetlerle bir mahallesi var. Bu mahallede neler yok ki... Dereköy Beldesi'ne giriÅŸte, sizi karşılayan dev tabelada bakın neler yazıyor: Gazanfer Bilge Camii, Gazanfer Bilge İlköÄŸretim Okulu, Gazanfer Bilge İşitme Engelliler Okulu, Gazanfer Bilge Kimsesiz Çocuklar Yurdu, Gazanfer Bilge Anaokulu, İzcilik Kampı, Gazanfer Bilge Yüksek ÖÄŸrenci Yurdu, Gazanfer Bilge Spor Kompleksi, Gazanfer Bilge Bilgisayar Laboratuvarı... Ve sırada belki de dünyada ilk kez bir beldede gerçekleÅŸecek Spor Akademisi var. İzmit-Yalova üzerinde deniz kıyısından dağın yamaçlarına deÄŸin buram buram eÄŸitim ve spor kokan bu hayrat zinciri, Dereköylüler'in ‘‘Amca’ ’ dedikleri Gazanfer Bilge'ye 80 yaşında dünyanın en büyük ödülün&uum l; getirdi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne baÄŸlı CIFP Komitesi Gazanfer Bilge'yi ‘‘Halka hizmet, sporda kamuya yatırım’’la rından dolayı Dünya Fair Play ödülüne layık gördü. Bilge bu ödülü alan ilk Türk. Bundan sonra Türkiye'deki Fair Play Ödülleri Gazanfer Bilge adına verilecek. Ve bu ödüllerle Gazanfer Bilge ölümsüzleÅ Ÿecek.
TuÅŸ kralı otobüs imparatoru polis petrolcü otelci vergi rekortmeni hayırsever ve son olarak Dünya Fair Play ödülü sahibi
O bir tuÅŸ kralı, o bir otobüs imparatoru, o bir polis, o bir petrolcü, o bir otelci, o bir gayrimenkul vergi rekortmeni ve bir hayırsever...
Gazanfer Amca, her Karamürselli genç gibi çayırlarda güreÅŸ tutarak baÅŸladı spora. Onun bir ayrıcalığı vardı arkadaÅŸlarından. GüreÅŸle birlikte, futbol, yüzme, voleybolu birlikte ***ürdü. Karamürsel'in ilk belediye baÅŸkanı babası İsmail Bilge de sporcuydu. Gazanfer Amca güreÅŸe baÅŸladığı ilk günleri anlatırken, ‘‘Mutfaktan yaÄŸ çalar, er meydanında yaÄŸlanıp güreÅŸ tutardım. Bizim zamanda serbest güreÅŸ bilinmezdi. Ben ve arkadaÅŸlarım, Türk güreÅŸine cesareti ve güveni getirdik. Bizden sonraki nesiller bizim oyunlarımızla ÅŸampiyon oldular’’ diyor.
İKİ MİNİBÜSLE BAÅžLADI 300 OTOBÜSE ULAÅžTI
Gazanfer Amca, 1948 Londra Olimpiyatı'nda tüm rakiplerini tuÅŸla yenerek ÅŸampiyon olurken tarihe geçmiÅŸti. Ama 1952 Olimpiyatı arifesinde 20 bin lira onun yaÅŸamını deÄŸiÅŸtirdi. Beden Terbiyesi Genel MüdürlüÄŸ& uuml;'nün onunla birlikte bazı arkadaÅŸlarına dönemin CumhurbaÅŸkanı Celal Bayar ve BaÅŸbakanı Adnan Menderes'in emirleriyle verilen 20 bin lira ödül spor dünyasını karartırken, yeni bir yaÅŸam sayfası açmıştı. Bu ödül sonrası o büyük ÅŸampiyonlar profesyonel ilan edilince, Helsinki Olimpiyatları'nın kapıları yüzlerine kapanmıştı.
O günleri anımsarken derin bir iç çekti Gazanfer Amca: ‘‘Bizi Helsinki'ye ***ürürlerken ne yazık ki 20 bin lira ödül alan bizlerin isimlerini Olimpiyat Komitesi'ne bildirmemiÅŸler. Ülkemize en az 4 altın madalya kazandıracağımız bir olimpiyata giremeden geri dönerken o günkü küskünlük beni spordan soÄŸutup iÅŸ hayatına atılmamı saÄŸlamıştı.’’
20 bin lira uÄŸruna bir kapı kapanmıştı ama ileriki yıllarda onu dünyanın en büyük ödüllerinden birini getirecek bir ‘‘hayat kapısı’’ açılıvermiÅŸti.
Dört yıl askerlikten sonra bir süre İkinci Åžube'de sivil polislere hırsızları yakalamakta ve etkisiz hale getirmekte önemli oyunları öÄŸretti. Ve 1949'da daha sonra da kendisini imparator yapan otobüsçü lüÄŸe adımını attı. Altışar bin liraya aldığı 10 kiÅŸilik iki minibüsle Karamürsel-Yalova arasında 25 kuruÅŸa yolcu taşımaya baÅŸladı. Sonra da iÅŸi büyüttü:
‘‘12 bin liraya 11 metre boyunda bir otobüs ÅŸasesi aldım. Bursa'da 8 bin liraya 50 kiÅŸilik, radyolu, perdeli lüks bir kasa yaptırdım. Böylece 20 bin liraya 50 kiÅŸilik bir otobüs sahibi oluverdim. Karamürsel-Yalova-Bu rsa arasında çalıştım. Daha sonra İzmit-İstanbul seferlerini ilk kez ben baÅŸlattım. O dönemlerde İstanbul-Ankara arasında sabah akÅŸam seferleri yapılırdı. İstanbul-Ankara arası beÅŸ dakikada bir otobüs kaldırarak bir mucizeyi gerçekleÅŸtirdim ve 300 otobüslük bir filoyla otobüsçü lükte imparatorluÄŸumu ilan ettim.’’
Åžampiyon güreÅŸçi Mustafa Dağıstanlı'yı da ilk otobüsü vererek otobüsçü lüÄŸe baÅŸlatan kendisiymiÅŸ. Ama bir gün otobüsçü lüÄŸü bırakmış. Hem de tepesi atarak:
‘‘Benim özel garajım vardı. Ancak bizi tek bir garajda toplama kararı aldılar. Bize büyük paralar karşılığı park yeri ve peron verdiler. Ancak otobüslerimizden her garaj çıkışında para kesince kızdım ve otobüsçü lüÄŸü bırakıp benzin istasyonları açtım. Bir gün bir istasyonuma ana d. yerinden yüzde 40 oranında sulu mazot gönderilince bu iÅŸe fena bozuldum ve o istasyonlarımın hepsini devredip, Suadiye Çınardibi otelini satın aldım. İşlerimin iyi gittiÄŸi günün birinde bu kez BaÄŸdat Caddesi üzerindeki otelimin tabelasının belediye zabıtaları tarafından haksız bir ÅŸekilde söküldüÄŸ& uuml;nü görünce beynimden vurulmuÅŸa döndüm. Bu kez yine kızıp otelciliÄŸi bıraktım. Stresten kurtulup, otelin bulunduÄŸu yere yüksek bir bina diktim. Åžimdi bu apartmandan topladığım kiraları hayır iÅŸlerine yatırıyorum. Çok da mutluyum.’’
Gazanfer Bilge'nin muhteÅŸem hayratları 40 yıllık bir çöplükte n doÄŸdu. Yazın 5-6 bin, kışın 3 bin nüfuslu Dereköy Beldesi Belediye BaÅŸkanı Ali Kocabıçak, ‘‘Beldemiz 40 yıl çevre belediyelerin çöp depolama bölgesi olmuÅŸtu. Åžimdi öÄŸretim yuvası ve spor kompleksi oldu. 1999 yılında kurulan belediyemizin 1 nolu meclis kararıyla beldemize çöp dökülmesini yasakladık’’ diyor.
Gazanfer Bilge, adını taşıyan mahallesinde hayrat iÅŸlerine beldenin giriÅŸine yaptırdığı bir cami ile baÅŸlamış. EÄŸitim yuvaları, spor sahası ve spor salonları camiyi izlemiÅŸ. Gazanfer Amca minderdeki eski arkadaÅŸlarını ve öÄŸrencilerini de unutmamış. Beldenin cadde ve sokaklarına onların adlarını vermiÅŸ. Öldükten sonra deÄŸil, yaÅŸarken onları ölümsüzleÅ ŸtirmiÅŸ. Bin yatak kapasiteli bir yüksek öÄŸrenci yurdu gelecek yıl hizmete girecek. Åžimdi ‘‘en büyük arzum’’ dediÄŸi Spor Akademisi'nin temelinin atılacağı günü iple çekiyor. ‘‘Beldemde Spor Akademisi'ni de görürsem artık gözüm açık gitmeyeceÄŸim’&rsqu o; diyor.
KESİLECEK PİPİ KALMADI
Gazanfer Bilge belde çocuklarının ‘‘Åžekerci amcası’’, ailelerin ‘‘can simidi.’’ Lüks cipini daha çok çocuklara ve ailelerine giyim eÅŸyası ve erzak taşımak için kullanıyor. Çocuklara torbalar içinde ÅŸeker, ayakkabı, giyecek, okul çantası, top, forma, kalem-kağıt, defter, oyuncak, çanta, ÅŸapka, kol saati, radyo, önlük, topaç dağıtıyor. Hediyeleri alan el öpmüyor, el çakıyor: ‘‘Benim günde yüzlerce yaÅŸlı, genç elimi öper. O minik yavrulara mikrop bulaÅŸtırmamak için sporcu selamı olan el çakmayı öÄŸrettim.’’
Bu büyük sporcunun yaptığı saymakla bitmiyor. Üç yıl önce 106 çocuÄŸu, ardından 78 çocuÄŸu sünnet ettirmiÅŸ. Geçen yıl ‘‘sünnet olacak çocukları toplayın’’ deyince bu iÅŸte görevli kiÅŸi ‘‘Gazanfer Amca, beldede kesilecek pipi bulamadık. Hepsini kestirdin sen’’ demiÅŸ. Belde halkı, 17 AÄŸustos depreminde susuz kalınca Gazanfer amcaları yine imdatlarına yetiÅŸmiÅŸ. İstanbul'dan gönderdiÄŸi 3 kilometrelik su boruları iki günde daÄŸdan suyu getirivermiÅŸ.
‘‘Güc&uu ml;m, aklım ve paramla bu hizmetleri Allah saÄŸlık verene dek sürdüreceÄŸim&r squo;’ diyen Gazanfer Bilge'den bir de inci: ‘‘Herkes yardım yapar ama onlar Olimpiyat Åžampiyonu deÄŸiller.’’
Gazanfer Amca, spor kompleksinin duvarında asılı olan vergi teÅŸekkür yazısını da övünçle gösterirken, ‘‘Ben bu hayratları yaparken, tek bir kuruÅŸ vergimi kaçırmam. İstanbul'da gayrimenkul gelir vergisinde 87'nci sıradayım’’ diyor. Röportajın sonuna doÄŸru İstanbul BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı A.Müfit Gürtuna'nın daha önce verdiÄŸi bir sözü hatırlatıyor ve Tuzla-Darıca-Karamü rsel hattında deniz obosünün ne zaman baÅŸlatılacağını soruyor